Kökü tarihini günümüze taşıyan, turizm açısından son zamanlarda büyük ilerlemeler kaydeden Akdeniz Bölgemizin en güzel şehirlerinden olan Mersin, Toros Dağları ile sırt sırta olan harika doğası ve geniş bir kültür mozaiği ile gezi kültürümüze büyük katılımlar sağlayacak olan illerden birisidir. Mersin turumuza doğal güzelliklerinden olan ve ismi gibi incecik kumlara sahip plajı Taşucu İncekum Plajı ile başlayalım.

Mersin’de gezilecek yerler

Taşucu İncekum Plajı

Boğsak Köyü’ne bağlı olan plaj, ince taneli kum yapısı ile başta yerel halkın olmak üzere birçok turistin de gözde mekânlarından bir tanesidir. Kahvaltı ve yemek için de arka tarafında lokantalar bulunmaktadır. İncecik kumlarda uzanıp güneş ve denizin tadını çıkarıp, acıkınca da lezzetli balık lokantalarıyla karnınızı doyurmak isterseniz Taşucu’ndan Boğsak Köyü’ne giden araçlara binerek bu keyifli plaja ulaşabilirsiniz.

Anemurium Antik KentiAnamur’da bulunan bu antik kent, diğer adıyla Ören Antik

Kent olarak da bilinmektedir. Ev sahipliği yaptığı medeniyetler arasında en uzun süre egemenlik yapan Türkler olmuştur. Bu kentte yapılan kazı çalışmalarında Kral Titus’dan, Valerius’a kadar olan dönemde ait sikkeler bulunmuştur. Sikkeler dışında ise, antik kentte hala hayat devam ediyormuşçasına canlı görünen hamamlar, bina tabanlarındaki mozaikler, gösteri salonları ve birçok eser sizleri geçmiş dönemlere ait bir yolculuğa çıkartacak.

Tekirambarı Sarnıcı

Bizans döneminde inşa edilen sarnıç, 14 metre derinliğinde olup, 23 metre genişliğinde ve 46 metre uzunluğundadır. Tekirambarı Sarnıcı’nın en önemli özelliği, bütün duvarlarının su sızıntılarına karşı dayanıklı bir şekilde inşa edilmiş olmasıdır. 8 kemerli nişten meydan gelen yapı, düzgün kesme taşlarla desteklenmektedir.

St. Paul Kuyusu

Tarsus İlçe’sinde bulunan St. Paul Evi, Hristiyanlar için önemli bir yere sahiptir. Tarsus evlerinin fazla olduğu bir mevkide, bir avluda bulunan St. Paul Kuyusunun önemi ise, bu avluda yapılan kazı sonuçlarında, çok uzun zamanlardan yakın tarihe kadar bu kentte yaşayan bir Hristiyan topluluğunun olduğunu göstermesidir. St. Paul Kuyusu, özellikle de yabancı turistler tarafından kutsal sayılıp ziyaret edilen bir mekândır.

Taş Köprü

Altından Göksu Nehri geçen köprü, Mersin’in Silifke İlçesi’ndedir. Günümüze kadar gelmeyi başarabilmiş bu tarihi yapıt, Roma İmparatoru Vespasianus tarafından yaptırılmıştır. Osmanlılar döneminde tadilat gören Taş Köprü, 120 metre uzunluğunda ve 5, 40 metre enindedir. Turistik gezi alanı olarak kullanılan bu tarih mirası, yedi gözden meydana gelmektedir. Köprü üzerinde ise harika bir manzara sizleri beklemektedir.

Dikilitaş

Şehrinm kuzeydoğusunda Dikilitaş köyü ile şehir arasındaki Roma yolu kenarındadır. Asur Kralı Asurbanipal (M.Ö 7. yy) tarafından dikildiği ve Tevrat’da adı geçen “dikilitaş” olduğu sanılır.

Mozaikli Hamamlar

Mersin şehir merkezinin doğusunda karaduvar köyünde, diğeri Silifke doğusundaki Narlıkuyu köyü yakınındadır. Bunlar Roma devrinden kalma mozaiklerle süslü bir hamam kalıntısıdır. Hera, Athena ve AFrodit tanrıçalarını temsil eden üç mozaik, Narlıkuyu Mozaik müzesinde bulunur.

Kanlıdivane (Conytelis)

Mersin’e 454 km uzaklıkta Roma dönemi kalıntılarıyla kaplı bir antik yerleşmedir.

Yümüklütepe

Mersin şehrinin 3 km kadar kuzeyinde Neolitik’e ait bir höyük yerleşmesidir.

Pompeipolis (Viranşehir)

Mersin’in batısında Mezitli köyü güneyinde Rodos Şövalyeleri tarafından kurulmuş olan Soli (Güneş) Antik Çağ yerleşmesidir. Roma ve Frigyalıların egemenliğinde uzun süre kalan bu yerleşim alanında mermer sütunlu caddeler, su yolları, hamam, tapınak, tiyatro, mezar ve eski liman yeri vardır. Şiddetli bir deprem sonucu yıkılan bu şehir sonra Viranşehir adını almıştır.

Kızkalesi

Korikos harabelerinin karşısında küçük bir ada üzerinde Korikos tarafından denizden gelecek saldırıalrı önelemek maksadıyla inşa edilmiştir. Bu kale içindeki Dileksuyu veya AStım mağarası çok miktarda turist tarafından ziyaret edilmektedir. Silifke çevresinde Nekropol, Orai Uzuncaburç gibi antik yerleşmeler bulunmaktadır.

Gözlükule

Tarsus’un güneyinde M.Ö 5 bin yıllarında kurulduğu sanılan bir höyük yerlemesidir. Antik Çağda Tarsus’un bir limanıydı. Burada yapılan kazılarda; Neolşitik (M.Ö. 5000), Kalkolitik (M.Ö. 3000), Bronz (M.Ö 3000-1200), Romai Abbasi ve Selçuklu dönemine ait tarihi eserler bulunarak Adana müzesinde sergilenmiştir. Tarihi kalıntıların en önemlileri hamam ve tiyatroı kalıntıalrıdır. Bu saha ağaçlandırılarak rekreasyon merkezi durumuna getirilmiştir.

Silifke

İç Anadolu’dan gelen yolun Göksu vadisi takip ederek sona erdiği yerde antik Silifke şehri bulunur. Silifke’de Uzuncoburç, Ura harabeler, Taş Köprü, aya Thekla Kilisesi, Sarnıç başlıca antik kalıntılardır.

Anamur

Anamorium antik kenti, Mahmuriye (Anamur) Kalesi, Sofra Kalesi başlıca tarihi varlıklardır.

Tarsus

Tarsus girişinde Mısır Kraliçesi için yapılan Kleopatra kapısı bulunur. Kraliçe Kleopatra ile (M.Ö. 60-30) Romalı General Antoniius bu kapıda parlak törenlerle karşılanmışlardır. Dillere destan bu aşk kapısı Mısır Valisi İbrahim Paşa tarafından yıkılmıştır. Tarsus 217 bin fazla nüfusu ile ziraata dayalı bir endüstri merkezidir.

Tarsusta ayrıca; St. Paul Kuyusu, Eski Cami, Ulucami, Donuktaş, Justinyen Köprüsü, ;Enhab-ı KEyf Mağarası antik eserlerdir.


Yorum Yapınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.