Knidos Antik Kenti, Datça’da saatlerce ayrılamayacağınız antik kent. Knidos, Datça’ya 35 km. uzaklıkta bulunan Datça’da gezilecek yerler içerisinde en önemli yer. İşte detaylı Knidos gezi rehberi.

Hani Milattan önce 64’te yaşamış Yunan filozof Strabon, “Tanrı uzun ve sağlıklı yaşatmak istediği kullarını Datça’ya gönderir” demiş ya! İşte bu sözü özellikle Knidos için söylemiştir eminiz. Knidos Antik Kenti’ni gördüğünüzde siz de Strabon’a hak vereceksiniz.

Hellenistik dönemde şarabı, zeytinyağı, merhemi, kapkacağı, seramikleri bütün dünyaya yayılmış Knidos sanat merkezi olmasının yanında din ve ticaret merkezi olarak ta öne çıkmış. Geniş ve dağlık bir alan üzerine kurulmuş çok büyük bir antik kent olan Knidos’u tam anlamıyla gezmek için bir günün yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Hatta imkanınız var ise sabahtan gelip akşam gün batımını da izlemenizi tavsiye ederiz.

Knidos antik şehirler içinde en görkemlilerden birisinin olması yanında muhteşem mavi ve yeşilin bütünleştiği doğasıyla da ayrı bir cennet…  Knidos Antik Kenti yeryüzündeki cennetten bir köşe ve Datça’nın en güzel koyu aynı zamanda.

Knidos’a Ulaşım

Knidos Antik Kenti -Datça
Knidos Antik Kenti -Datça

Knidos Antik Kenti,  Datça Merkeze 35 km. uzaklıkta bulunmaktadır.  Knidos’a ulaşım Palamutbükü minübüsleri ile olabiliyor. Sezon dışı gittiğinizde özel araçla gitmeniz en sağlıklısı olacaktır. Çünkü sezon sonunda minübüsler çalışmıyor.

Özel Araçla Ulaşım

Marmaris Datça yolu üzerinde, Datça’ya 2-3 km mesafede bulunan Reşadiye mahallesine geldiğinizde, önünüze çıkan kavşaktan Knidos yönüne doğru hareket edeceksiniz. Mesudiye köyü, Palamutbükü ve Knidos istikametine giden yola girdiğinizde, yine tabelaları takip ederek Yazıköy’e kadar geliyorsunuz. Yazı köyden yaklaşık 7-8 km kadar sonra Knidos geliyor. Knidos Antik Kenti’nin yolu biraz virajlı ve inişli-çıkışlı olmasına rağmen Datça koylarının sakinliği, denizin maviliğini görünce kendinizi alamayacaksınız.

Knidos Antik Kenti’nin Ticari Önemi

Yunan mitolojisinde çok önemli bir yere sahip olan Knidos Antik Kenti, önceleri Kap Krio denilen adaya kuruluyor ve daha sonra orta kısım doldurularak Kap Krio yarımada oluyor ve iki tane yapma limana sahip oluyorlar. Ege denizi tarafında bulunan kuzey limanı askeri amaçla kullanılıyor, daha büyük olan sol taraftaki güney limanı ise ticari gemilere ayrılıyordu.

Knidos’luları yarımadanın ortasındaki Burgaz’dan buraya çeken şey bu limanın avantajları olabilir. Rüzgarlar ve sert denizler nedeniyle burnu dönemeyen gemiler bu limanlarda konaklayarak uygun havanın çıkmasını bekliyorlardı .Transit geçen büyük gemiler de Knidos Limanına uğramak zorundaydı.O zamanların tek büyük taşıma aracı olan yelkenli tekneler hareket için gerekli rüzgarı burada buluyorlardı. Knidos Antik Kenti zamanının en modern ticaret ve turizm merkezlerindendi.

Sanat Merkezi Knidos Antik Kenti

Knidos’ta biri 5 diğeri 20 bin kişilik olduğu sanılan iki tiyatro varmış. Bu da Knidos’un ticaret merkezi olmasının yanında gerçekten ne kadar önemli bir sanat ve kültür merkezi olduğunu gösteriyor bizlere.

Knidos denince akla gelen en önemli şeylerden bir tanesi de  “Knidos şarabı”. Hazmı kolaylaştırıcı bir özelliği olduğu söyleniyor. Karadeniz’den Atina’ya kadar Knidos şarabının ünü gitmiş. Burada bulunan kalıntılarda, Knidos’un mühürü ve şarabı pazarlayan tüccarın adı yazıyormuş ve değişik biçimlerde çok çesitli Knidos amforaları bulunmuş. Siz de Knidos’a gitmişken gün batımını muhakkak izleyin ve yanınızda bir şişe şarap götürmeyi unutmayın.

Knidos Afroditi

İngiliz arkeolog Charles Newton, 1858 yılında Knidos’ta kazı yaparken, günlüğüne şunları yazmış :  “…Halikarnassos’un gurur duyacağı bir anıt mezarı: Mozole’si, Rodos’un bronzdan dökülmüş anıtsal bir heykeli: Helios’u varsa, küçük Knidos kentinin de aynı şekilde gurur duyabileceği bir Afrodit Heykeli vardır; o heykeldir ki, Bithynia (Ege bölgesinin kuzeyi) Kralı Nikomedes, karşılığında kentin bütün gelirini ortaya koymuştur; Knidos’un bütün borçların silmiştir, ama nafile…” Heykeltıraş Praksiteles’in Knidos için yaptığı çıplak Aphrodite heykeli günümüzde bulunamamış olsa da kaidesi görülebiliyor.

Bütün çağların en güzel heykeli olarak tanımlanan Knidos Aphrodite heykelinin kısaca öyküsü şöyledir : Altı Dor şehrinden Kos, Atinalı heykeltraş Praksiteles’ten bir Aphrodite heykeli yapmasını ister. Praksiteles iki adet heykel yapar. Bunlardan birisi çıplaktır. Diğerinin üzerinde ise kıvrımlı bir kumaş bulunur. Kos giyinik olanı seçer, çıplak olan Knidos’a kalır. Heykeltraşlıkta ilk kez böylesine cesurca bir kadın vücudu işlenmiştir . Heykeli görmek için bir çok yerden insanlar Knidos’a gelirler ve buradan geçen gemiler Knidos ‘a uğramadan geçmezler.

Mermer, insan vücudunun dokusunu en yakın veren bir yontu malzemes olduğundan, bu çalışmaya uygun en güzel mermeri kullanan Praksiteles anlaşıldığı kadarıyla taşa bir ruh kazandırmıştır. Knidos’un en yüksek terasına yerleştirilen beyaz-sert mermerden yapılmış Afrodit Heykeli, bugüne kadar bulunamamıştır. Fakat kaidesi duran heykelin çalındığı, kaybolduğu gibi söylentiler çıksa da hala kazı çalışmaları yapılmaktadır. Günümüze kadar onlarca kopyası yapılan Knidos Afroditi, ayrıca dünyadaki ilk çıplak kadın heykeli olarak tarihteki yerini de korumaktadır. 

Knidos Antik Kenti’ne Elveda…

Knidos’un gerçek değerini bilenler buralardan söktüklerini kendi müzelerinde paşa paşa sergiliyorlar. Datça Belediyesi de Knidos Antik Kenti’nde bulunan ve İngiltere’deki British Museum’da sergilenen “Knidos Aslanı” ve “Knidos Demeteri” heykelleriyle Marmaris ve Bodrum Müzelerindeki eserleri ilçeye yeniden kazandırmak için çalışma başlatmış.

Knidos Antik Kenti’nin, gerek tarihi, ticari, stratejik önemi gerekse Yunan mitolojisindeki önemine rağmen gerekli ilgiyi ve değeri görmediğini söylemeden geçemeyeceğim. Koyunların, keçilerin otlatıldığı, antik şehir görüntüsünden çok terk edilmiş, unutulmuş ve ihmal edilmiş bir harabe görüntüsü var. Böyle önemli bir turizm merkezinin turizm pazarlamasında hiçbir şekilde değerlendirilmemesini görünce insanın gerçekten içi acıyor.


Yorum Yapınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.