İsviçre Nasıl Bir Şehirdir


İsviçre
İsviçre

Denize kıyısı olmayan İsviçre, güney ve güneydoğuda İtalya, batıda Fransa, kuzeyde Almanya, doğuda da Avusturya ve Liechtenstein’la çevrilidir. Çevresinde çoğu kez büyük yıkıma yol açan çatışmalara rağmen, 450 yılı aşkın bir süreden beri genellikle barışçıl bağımsızlığını korumuştur.

Bugünkü İsviçre’nin doğuşu üç Alman kantonunun birleşerek bir federasyon oluşturduğu 13. yüzyıl sonlarına kadar iner. Bir yüzyıl sonra diğer kantonların da katıldığı federasyon, dil farklılıklarının sürdüğü ve Katolikler ile Protestanlar arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir ortamda ayakta kalmayı başardı.

Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun bir parçası olarak fiilen Habsburg egemenliği altında olan İsviçre kantonları, Otuz Yıl Savaşı’nda (1618-48) tarafsız kaldı ve ardından resmen bağımsızlık elde etti. Fransız orduları 1798’de İsviçre’yi işgal etti ve bölgenin Roma dönemindeki adından esinlenmeyle, Helvet Cumhuriyeti olarak anılan merkezi bir devlet kuruldu. Napoleon’un yenilgisinden sonra, 1815 Viyana Kongresi İsviçre’nin eski yapısına dönmesini, ayrıca sürekli tarafsız bir statü kazanmasını ve yeni iki kantonun (Valais ve daha önce ayrı bir cumhuriyet olan Cenevre) federasyona katılmasını sağladı.

Askeri tarafsızlığını hep sürdüren İsviçre’nin tutumu, her iki dünya savaşı dahil çok sayıda çatışma sırasında komşuları tarafından saygıyla karşılandı. Dinsel gerginliklerin alevlenmesi 184-de Katolik kantonların ayrılmasına yol açtı. Ama ertesi yıl ABD’yi örnek alan yeni bir anayasayla federasyon tekrar oluşturuldu; İsviçre güçlü bir merkezi yönetime dayanan, ama kantonlara önemli yetkiler tanıyan bir cumhuriyet olarak tanımlandı. 1874’te kabul edilen yeni anayasada da bu güçler ayrılığı temelde korundu.

İsviçre’nin dış politikayı, demiryolu ve posta hizmetlerini, darphaneyi denetleyen merkezi hükümeti iki kanatlı bir parlamentoya karşı sorumludur; Ulusal Meclis cumhurbaşkanını ve cumhurbaşkanı yardımcısını bir yıllık görev süresi için Kantonlar Konseyi üyeleri arasından seçer. Kadınlara oy hakkı ancak 1971’de tanınmıştır; Appenzell kantonunun bazı yörelerinde kadınlar hâlâ bu haktan yoksundur.

Yüzey Şekilleri ve Toprak Kullanımı: Avrupa’nın en dağlık ülkesi olan İsviçre’nin onda yedisini dağlar kaplar. Geri kalan kesimi oluşturan yüksek orta plato, nüfusun çoğunluğunu barındırır ve ülkenin tarım, sanayi ve ekonomi merkezidir. Bu bölgeyi bir dizi büyük göl çevreler. Neuchâtel Gölü’nden doğarak kuzeye doğru akan Aare Irmağı, Almanya ve kısmen Avusturya sınırını çizen Ren’le birleşir. İsviçre’yi Fransa’dan ayıran ve seyrek ormanlarla kaplı Jura Dağları, Neuchâtel Gölü’nün yanı başında yükselir.

Alpler görkemli dorukları ve buzullarıyla ülkenin güney yarısını boydan boya aşar. En çarpıcı kesim olan Pennine Alpleri güneybatıda İtalya’yla sınırı oluşturur. Kaynaklarını bu bölgeden alan Rhöne ve Ren ırmakları karşıt yönlere doğru akarak, ülkenin en büyük iki gölünden geçer; bunlar güneybatı uçtaki Cenevre Gölü ve kuzeydoğu uçtaki Konstanz Gölü’dür.

İsviçre’nin yaklaşık dörtte birini kaplayan ormanlar daha çok vadilerde ve alçak yamaçlardadır. Servi ve incir en yaygın ağaçlar arasında yer alır. Toprakların onda biri ekime elverişlidir. Bitkisel tarım Jura Dağları’ nın doğu ve güneydoğusuna düşen yörelerde, ayrıca Rhöne ve Ren ırmaklarının vadilerinde yoğunlaşmıştır. Buğday, patates ve şekerpancarı başta gelen ürünlerdir. Ama birincil tarım dalı mandıracılıktır. Domuz besiciliği de önemlidir. Gıda ihtiyacının yarısından azı ülke içinde karşılanır.

İsviçre mineral kaynaklar bakımından pek zengin değildir. Elektrik büyük ölçüde hidroelektrik santrallardan sağlanır; ama beş nükleer enerji santralı da önemli katkıda bulunur. Kurulması tasarlanan altıncı nükleer tesisten, 1986’da Ukrayna’da yaşanan Çernobil faciasından sonra vazgeçilmiştir.

Sanayi, Ticaret ve Kültür: İsviçre yüzyıllardan beri duvar ve kol saati gibi hassas ölçüm aletlerinin üretiminde dünya lideridir. Ülkenin refahında hayati payı bulunan diğer sanayiler arasında makine yapımı, tekstil, giyim, kimya ve gıda işleme sayılabilir. Üstün kaliteden dolayı bütün dünyada rağbet gören İsviçre çikolataları ekonomiye önemli bir katkıda bulunur. Ana odağı Alpler olan turizm, ülkeye her yıl 12 milyondan fazla ziyaretçi gelmesini sağlar.

Son derece gelişmiş olan bankacılık, ülkenin kilit sektörlerinden biridir. İsviçre dünyadaki dış yatırım sermayesinin neredeyse yarısını çeker. Çok uluslu şirketlerden birçoğunun merkezi buradadır.

Almanca, İtalyanca ve Fransızca konuşan toplulukların oldukça belirgin coğrafi sınırlarla ayrılmasına karşın, İsviçre artık kaynaşmış bir ülkedir ve halkının ortak amaç duygusu güçlüdür. Bu durum büyük ölçüde İsviçre’nin çok yüksek olan kişi başına gelir düzeyiyle dünyanın en istikrarlı ve en zengin ülkeleri arasında yer almasına bağlanabilir.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.