TürkiyeYurt Dışı

Dünyanın Yedi Harikası Nelerdir?

Dünya'nın 7 Harikası Nelerdir?

İnsanoğlu yüzyıllar boyunca birçok eser üretti fakat bunlardan bazıları var ki bir daha yapılması neredeyse imkânsız gibi duruyor. Antik görünümleri ve mistik yüzleriyle günümüz modernizminden uzaklaşmak isteyen insanların ilgi odağı haline gelen yapıtlar hem inanılmaz özellikleri hem de tarih kokan yaşlarıyla dünyanın harikaları olarak adlandırılıyorlar. Hepsi birbirinden mükemmel olan bu yapıtların tabi ki en iyileri seçiliyor ve dünyanın yedi harikası olarak nitelendiriliyor. Bazen değişebilen bu yedi harikayı güncel olarak sizin için inceledik.

İşte dünyanın yedi harikası ve birbirinden ilginç özellikleri:

Keops Piramidi

Keops Piramidi
Keops Piramidi

Mısırın Gize havzasında bulunan piramitlerin sanıldığı gibi hepsi dünyanın yedi harikası arasında değildir. Sadece Keops piramidi bu listede yer alır ve çok uzun bir süre daha yedi harika arasındaki liderliğini kaptıracak gibi görünmüyor. Bulunan verilere göre piramidin 20 yılda yapıldığı tahmin ediliyor. Yapıldığı zamandan itibaren tam 43 asır boyunca kendisinden büyük bir yapının dünya üzerinde inşa edilmemesi piramidin özelliğini daha da arttırıyor. M:Ö 2560 yılında yapıldığı düşünülen piramit, Firavun Khufu yani Keops tarafından mısır hanedanlığının 4. Kademesinde yaptırıldı. Birbirinden ilginç bilgilere ev sahipliği yapılan piramit hala birçok sırrını koruyor. Örnek vermek gerekirse:

  • Piramitlerin içinde radyo dalgalarının yayılmaması
  • Kirli suyun birkaç gün sonra temizlenmesi
  • Taşlarının o zamanki teknolojide nasıl temin edildiğinin bilinmemesi. En yakın taşların binlerce kilometre uzakta olması.
  • 15 tonu bulan taşların nasıl kaldırıldığının hala çözülememesi gibi daha nicelerini sayabileceğimiz piramit gizemleri çözülmeyi bekliyor.

Ayrıca dünyanın yedi harikası arasında en eski yapı piramitler olmasına karşın ayakta kalan tek yapı da piramitlerdir.

Babil’in Asma Bahçeleri

Babil’in Asma Bahçeleri
Babil’in Asma Bahçeleri

Sanılanın aksine asmalar ve ağaçlar asılı değil sütunların üzerine dikilmiştir. Babil kralı Nebukadnezar tarafından Medes kralının kızı Semiramis için yaptırılmıştır. Söylentiye göre Semiramis Mezopotamya’nın sıcak ikliminden sıkılmış ve vatanı Medes’i özlemiştir. Bunun üzerine Nebukadnezar onun hasretini dindirmek için çoklu katlardan oluşan bir “Orman-Saray” inşa ettirtmiştir.

Birçok kattan oluştuğu söylenen sarayın her katına toprak çekilmiş ağaç ve bitkiler dikilmiştir. Yukardaki ağaçları sulamak için Fırat nehrinden su pompalandığı birçok tarihçi tarafından söylenmektedir.

Babil’in asma bahçelerinin ne kötüdür ki günümüze gelen kalıntıları yoktur. Bir grup araştırmacı Nebukadnezar’ın sarayına yakın kalıntılar bulmuştur fakat Babil’in asma bahçelerine mi yoksa başka bir yapıya mı ait olduğu tespit edilememiştir.

Zeus Heykeli

Zeus Heykeli
Zeus Heykeli

Yunan mitolojisi baş tanrısı Zeus için M.Ö 450 yılında Yunanistan sınırları içerisindeki Olimpos’ta yapıldığı tahmin edilmektedir.

Heykeli yapan kişi zamanın en ünlü heykeltıraşı olan Phidias adlı Yunanlıdır. Heykelin yapımını tahta iskelet üzerine altın ve fildişi uygulayarak yapan Phidias belki de o zamanda dünyanın en görkemli heykelini inşa ettiğinden haberdar değildi.

Heykel o kadar büyüktü ki tapınağa zor sığdırıldı. Oturur vaziyette olan heykel ayakta olsaydı büyük ihtimal tapınağa giremeyecekti, girse bile sığmayacaktı.

12 metre yüksekliğe sahip olan heykel, sağ elinde zafer tanrıçası olan ünlü Nike’yi tutmaktaydı. Sol elinde ise üzerinde çeşitli metallerden oymalar olan ve üzerinde kartal bulunan hükümdar asası vardı. Heykelin deri kısmı oldukça zor bulunan fildişinden yapılmıştı. Sakal, saç ve elbisesi ise daha dikkat çekici olan altından yapılmıştı.

Fakat heykel maalesef günümüze kadar ayakta kalamadı. Theodosis 391 yılında Olimpiyat oyunlarını putperestlikle suçlayıp bitirmeye karar verince Zeus tapınağı da kapamış oldu. Zengin Yunanlılar heykeli İstanbul’a taşıdılar fakat 462’de çıkan büyük bir yangınla heykel yok oldu. Olimposta bulunan heykele ait bazı parçalar ise günümüzde Fransa’nın en ünlü müzesi konumunda olan dünyaca ünlü Louvre müzesinde sergilenmektedir.

Rodos Heykeli

Rodos Heykeli
Rodos Heykeli

M:Ö 305-304 yılları arasında bir yıllık kuşatmadan kurtulan Rodos adası halkının sevinci üzerine yapılan heykel tam 32 metre yüksekliğindeydi. Heykel şehrin girişindeki limana yapılmıştı. Heykeli yapan zamanın en ünlü heykeltıraşlarından Lindoslu Khares’tir. Heykel güneş tanrısı Helios’a itafen yapılmıştır.

Bazı rivayetlerde heykelin bacak aralarından gemilerin geçtiği söylenmektedir. Fakat o zamanki teknolojiyle böyle bir heykel yapılamayacağını ifade eden bilim adamları heykelden kalıntılar aramaya da devam etmektedirler. Heykelin yapımı 12 yıl sürmüştür.

Heykel tahmin edildiği gibi M.Ö 282 yılında en kırılgan nokta olan dizinden kırıldı. Rodos halkı her ne kadar tamir edilmesini istediyseler de Firavun Ptolemy III Eurgetes bir kâhine danıştı ve tamir edilmemesine karar verildi. Heykel yan yatık şekilde tam 900 sene bir harabe olarak yaşadı. Araplar Rodos’u fetih edince heykelden kalanları Yahudilere sattılar.

İskenderiye Feneri

İskenderiye Feneri
İskenderiye Feneri

Zamanın ticaret ülkelerinden olan Mısır’ın İskenderiye kenti kıyısındaki Faros adasına yaptırılan fenerin amacı deniz ticaretine güvenlik sağlamaktı. Özellikle tehlikeli kıyı sınırları bulunan İskenderiye için çok önem taşıyan fener bu zamana kadar yapılmış deniz fenerlerinin de en büyüğü olma özelliğine sahiptir. Fenerin yapımı M.Ö 290 yılında Yunanlı tüccar Sostratus finansörlüğünde başlamıştır.

Büyük İskender döneminde yapılmaya başlanan fener Büyük İskender’in ölmesi üzerine, oğlu döneminde bitirilmiştir. Fener bittiğinde 166 metre uzunluğa sahipti ve gündüzleri bile özel kalaylı aynaları sayesinde güneş ışığını uzun mesafelere ulaştırabiliyordu. Fener geceleri aynaların önüne ateş yakılmasıyla 50 kilometreye kadar ışık yansıtabiliyordu.

Fakat her mimari eser gibi fenerde zamana yenik düştü. Art arda gelen depremler ve doğa olayları feneri fazlasıyla yıprattı ve bir süre sonra fenerin üst kısmı 955 yılında çöktü. Üst kısmının yıkılmasıyla denge kaybı yaşayan fenerin çok uzun bir süre geçmeden 1302 yılında gövde kısmı da tarihe karıştı. En sonunda harabeye dönüşen fener 1480 yılında Memlük sultanı Kait-Bay tarafından arazisine kale yapılmak üzere yıkıldı. Ve dünyanın eşsiz mimarilerinden birinin daha ancak efsaneleri bize kaldı.

Kral Mausollos’un Mezarı (Halikarnas Mozolesi)

Kral Mausollos’un Mezarı

M.Ö 350 yılında kral Mausolos için, karısı ve kız kardeşi (Artemisia) tarafından Halikarnossos (Bodrum civarında bir bölge) da yaptırılmış bir anıt mezardır.

Alt tarafı kolonlardan oluşan mezarın üstünü bir piramit tamamlamakta ve bu yapı Yunan ve Mısır mimarisini bir araya getirmektedir. Anıtın içi heykeller ve işlemelerle doludur. Üstte bulunan piramidi eşsiz bir şekilde süsleyen 4 tane savaş atının çektiği at arabası heykeli muhteşem bir görünüme sahip kılıyordu.

Anıtın en önemli özelliklerinden biri de heykellerin tanrı değil insan heykeli olmasıdır. Mimari olarak o zaman eşsiz olan eser kendisinden sonra yapılan bu tip anıt mezarlara da kendi adını verdirmeyi başarmıştır. Zaman içerisinde büyük tahribata uğrayan anıt mezar 15. yüzyılda Haçlı Seferleri başladığında, St. John şövalyelerinin bölgeye akın etmesiyle birlikte Bodrum Kalesi’nin yapılması için yıkıldı ve taşları kullanıldı. Bu nedenle anıt mezar adeta bir harabeye döndü. Günümüze sadece kırık heykellerinden parçalar kalan anıt mezar dünyanın yedi harikası arasına girmeye hak kazanmıştır.

Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı
Artemis Tapınağı

Efes’te inşa edilen tapınak İzmir’e 50 kilometre uzaklıktadır. Bereket tanrısı Artemis için milattan önce 550 yılında Lidya kralı Croesus’sun isteği üzerine yapılmıştır. Dönemin en yetenekli heykeltıraşının yaptığı tapınakta bronz ve mermerden yapılma heykeller bulunmaktaydı.  90 metre yüksekliğinde ve 45 metre genişliğinde olan tapınak ibadethane ve Pazar alanı olarak kullanılıyormuş.

Kutsal olarak kabul edilen yere gelen insanlar pazardan aldıkları eşyaları tanrılarına sunuyorlarmış. Fakat tapınağın kaderi maalesef yine hüsranla sonuçlanmış. M.Ö 21 Temmuz 356’da Herostratus isimli bir adam nedensizce tapınağı yakmış.

Uzun zaman diliminde sürekli tahribata uğrayan tapınak sık sık restore edilmiş. Artemis tapınağı halk arasında Diana tapınağı olarak da bilinir. Tamamen mermerden inşa edildiği bilinen tapınaktan günümüze yalnızca biraz mermer parçası ve bir adet sütun kalmıştır. Eşsiz görkemi ve efsanesiyle Artemis Tapınağı dünyanın yedi harikası arasına girmiştir.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı